Translate

6 Aralık 2013 Cuma

GDO'lu Ürünler ve Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları

GDO'lu Ürünler 
Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) deniyor.
GDO'lar insan sağlığı ve çevreye ciddi zararlar verebilecek tehlikeli bir deney.
800'den fazla GDO'lu ürün tüketiyoruz, ama hangilerinin GDO'lu olduğunu bilmiyoruz. GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen süt, peynir, yumurta, et gibi temel besinler ne yazık ki doğrudan soframıza geliyor. Üstelik etimizin, sütümüzün, yumurtalarımızın etiketlerinde hayvanların GDO’lu yem ile beslenmiş olduğuna dair hiçbir uyarı yok.
Halkımızın hem tercih hakkı, hem de güvenle beslenme hakkı elinden alınıyor. Üstelik bu durum yasalara da aykırı. Çünkü yasa, tüketicilerin tercih hakkının ortadan kalktığı durumlarda GDO’ların ithalatına izin verilmeyeceğini söylüyor.
Çevre örgütü Greenpeace’in Temmuz 2012'de başlattığı ‘Yemezler’ kampanyası ve gıda sektörünün önde gelen kuruluşlarının karşı çıkmasıyla GDO’lu ürün ithalatına kapı açacak başvuru geri çekildi. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF), 29 GDO'lu ürünün gıda üretiminde kullanılması için yaptığı başvurudan vazgeçti.
Şimdi de benzer bir başarı elde edilebilir. Nasıl ki sigara ve alkol ürünlerinde "sağlığa zararlı olduklarına dair" etiket yapıştırılıyorsa, GDO'lu ürünlerede "Ürünün GDO'lu olduğuna dair" etiket yapıştırılmasının sağlanmasını talep edelim.
Bunun için aşağıda belirtilen linkdeki formu doldurarak, GDO'lara dur diyelim. Seçmek özgürlüktür.
Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları 
Koru'da, Ağustos-Eylül-Ekim döneminde bireysel olarak çevre düzenlemesi etkinliğinde bulundum. Bu zaman zarfında bizlerin doğadaki ilişkilerin tümüne bütüncül bir yaklaşım içinde bakamadığımızı anladım.  Halbuki doğada bir etki, çoğu zaman birden fazla tepki meydana getiriyor. 
Bu sebeple koruda karşılaştığım insanların çevre anlayışından bahsetmek istiyorum. İşe önce kendi özeleştirimi yaparak başlıyorum. Duygusal insan tipi
Koru'da; fidan dikimi, çöp toplama, fidanların su çukurlarının açılması, fidanların tahta kazıklara sabitlenmesi, bilgilendirme panosu yapılması, yangına sebebiyet verebilecek yabani otların biçilmesi/ biçilen otların atılması, güzergâh dışı patika yolların azaltılması, fidanların sulanması gibi faaliyetlerde bulundum.
Gösterdiğim çaba ve iyi niyetli girişimlerim Validebağ Korusundan istifade eden insanların çoğunun taktirini kazandı. Bana gösterilen teveccüh arttıkça kibirlenmeye başladım. Sanki seçimlerde Acıbadem Muhtarlığına aday olsam seçilirmişim duygusuna kapıldım.
Çalışmalarımın hacmini genişleterek; yukarıda bahsettiğim işlerden bazısını Komşu İlçe Belediyelerin Park Bahçeler Müdürlüğü, Temizlik İşleri Müdürlüğü ve Fen İşleri Müdürlüğü ile işbirliği yaparak hallettim. Ancak, belediyeler ile ilgili yürüttüğüm faaliyetlerde; Validebağ Korusundan sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı Koordinatörü'nün onayını ve Validebağ Gönüllüler Derneği'nin desteğini almadan yaptığım için hata yaptım.
Nitekim Validebağ Korusundaki [Ana yürüyüş yolunun yağmur yağdığı zaman sürekli çamur olan yaklaşık 50 metrelik kısmının rehabilite edilmesi (su birikmemesi için; yola eğim verilmesi, yolun kenarına su kanalı açılması, yolun altına civarda mevcut 4 adet beton borunun döşenmesi)] çalışma için belediyeye müracaat ettiğimde şikayetlere neden oldu. 
Şikayetin konusu, canı isteyen herkesin benim yaptığım gibi koru ile ilgili tasarruflarda bulunmasının doğru olmadığı merkezinde idi. Şikayet haklı, ben haksızdım. Bu konuda niyetimin iyi olması yeterli değildi. Duygusal davrandığımı bilerek, korudaki fiziksel olarak yaptığım çalışmaları bitirdim.
Saygılarımla