Translate

Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2013 Salı

Mutsuz Ülke ve Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları

Mutsuz Ülke
Türkiye; Uluslararası Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından hazırlanan "Daha İyi Yaşam Endeksinde" üye 37 ülke içinde yaşama koşullarının en zor, yaşama memnuniyetinin en düşük olduğu ülkeler arasında yer aldı. Yapılan araştırmada Türkiye;
Kişi başına düşen oda sayısı bakımından son sırada, sağlıksız yaşama koşulları sunan konutlarda oturan kişi sayısı bakımından son sırada, ancak konut harcaması bakımından gelirinden en yüksek payı ayıran 22. ülke oldu.
İş güvencesi en zayıf ülke oldu.
"Kişilere her ihtiyaç duydukları anda kendilerine yardım edeceğini düşündükleri bir arkadaş ya da yakınlarının olup olmadığı" sorusuna" %73 olumlu cevapla en son sırada yer aldı.
Öğrencilerin okuma, matematik ve fen bilimleri alanındaki becerileri bakımından en kötü durumdaki dördüncü ülke oldu.
100 binden fazla nüfusa sahip olan yerleşim yerlerinde yaşayanların soluduğu hava ve su kalitesi bakımından sondan ikinci oldu.
Ortalama yaşama beklentisinin 74,6 yılla en düşük olduğu dördüncü ülke oldu.
Demokratikleşmede 27. sırada, demokrasisi en az gelişmiş 10 ülkeden birisi olarak yer bulabildi.
Kişilerin hayatlarındaki tüm koşulları göz önünde bulundurarak "yaşama memnuniyetlerini 0 ile 10 arasında değerlendirmelerinin istendiği ve bu verilerin ağırlıklı ortalamasının" hesaplandığı araştırmada 10 üzerinden 5,3 ile hayat memnuniyetinin en düşük olduğu dördüncü ülke oldu.
"Son 12 ay içerisinde kişilerin saldırıya ya da gaspa uğrayıp uğramadığı" sorusuna verilen cevapta vatandaşların en sık saldırıya uğradığı sekizinci ülke oldu.
En fazla cinayetin işlendiği ülkeler arasında baştan yedinci ülke oldu.
En uzun çalışma süresine sahip ülke oldu.
Hak ettiğimiz yaşama şartları ne zaman oluşacak acaba…
Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları
Koruda karşılaştığım insanların çevre anlayışına diğer bir örnek orman tipi doğa sever...
Korudaki habitatın korunması için harici müdahale yapılmasına karşı. Nasıl mı?
Dışarıdan fidan getirilerek ağaçlandırma yapılmamalı… Halbuki, Validebağ Korusunda yerli ve yabancı çok sayıda otsu ve odunsu bitki türü bulunmaktadır. Bir bölümü bulunduğu yere 150-200 yıl önce getirilen bu yabancı türler, yaşadıkları uzun zaman dilimi içinde yörenin iklim ve ekolojik koşullarına tamamen adapte olarak yörenin doğal türleri ile uyumlu bir birliktelik içine girmişlerdir. Belediye fidanlığından getirilen 20 adet   4-5 m boyundaki orman meşesine bile karşı çıktılar.
Yabani otları biçilmemeli, biçilenler bulunduğu yerde bırakılmalı… Halbuki, günün her saati sayısı belirsiz insanın ziyaret ettiği ve güvenlik görevlisinin olmadığı koru yangına karşı çok duyarlıdır. Hem dikkatsizlikten hem de kasıtlı olarak çıkarılmış yangınlar bölge sakinlerinin hatıralarındadır.
Her yağmur yağdığında çamur olan patika yollar iyileştirilmemeli… Halbuki, doğa ile daha çok haşır neşir olmak için açılan, ancak doğal yaşam alanını tehdit eden tali (dar) patika yollarını kapatıp, vatandaşları ana patika yollara yönlendirmek için çaba harcamak gerekir. Tam bunun tersine, ana yürüyüş yolunun yağmur yağdığı zaman sürekli çamur olan yaklaşık 50 metrelik kısmının iyileştirilmesi edilmesi (su birikmemesi için; yola eğim verilmesi, yolun kenarına su kanalı açılması, yolun altına civarda mevcut 4 adet beton borunun döşenmesi) için belediyeye müracaat ettiğimde şikayetlere neden oldu.
Koru içindeki patika yolları motosikletli kuryeler kullanmamalı… Doğrudur, ancak; yoldan geçen herhangi bir kuryeyi durdurup, herkesin içinde bağırıp çağırmak bu problemi ortadan kaldırır mı?
Korudan faydalanan insanlar tali patika yolları (otlarla kapatmamıza rağmen) kullanmamalı… Doğrudur, ancak; bu tür yolu kullanan 75 yaşında insanı da 10 m geriden bağırarak durdurup, herkesin içinde hesap sorar tarzda konuşmak bu problemi ortadan kaldırır mı?
Belediye kara listeye alınmış doğal düşmanları. Bu yüzden koruya sokulmamalı… Doğrudur, ancak; insan gücü yapılamayacak bazı faaliyetlerde de yardımcı oldular. Bunları inkar mı edelim? Örneğin; fidan dikimi için iş makinesi ile çukur açılması, yangına sebebiyet verebilecek yabani otların çim biçme makinesi ile biçilmesi/biçilen otların kamyonlarla atılması, güzergâh dışı patika yolların iş makinesi ile bozulması, fidanların arazöz (sulama aracı) ile sulanması, vatandaşın önceden moloz döktüğü yerlerin üzerine kamyonla getirdikleri taze toprakla kapatılması gibi faaliyetlerde bana destek oldular.
Koruda geçmişte kamu kurumlarının ve/veya kişilerin sebep olduğu/olacağı zarar ve art niyetli girişimler için her an dikkatli olunmalı… Doğrudur, ancak; bazı durumlarda aktivist olmak, sadece protesto ya da karşı koymak değil, kurumların ve/veya kişilerin "davranışlarını" değiştirmeye ikna etmeye çalışmaktır.
Saygılarımla

9 Aralık 2013 Pazartesi

Eğitim Sistemi ve Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları

Eğitim Sistemi
Türkiye ’de en hızlı değişen şey eğitim sistemi. 
1999 YÖK, ortaöğrenim başarı puanı ile çarpılacak katsayıyı, öğrencilerin alanları dışındaki yüksek öğretim branşlarını seçmeleri durumunda 0,2, alanları içindeki branşları seçme durumunda ise 0,5 olarak belirledi.
2003 YÖK, ortaöğrenim başarı puanı ile çarpılacak katsayıyı, 0,3 ve 0,8 biçiminde düzenleyerek, farkı daha da arttırdı.
2004 İlköğretimde müfredat değişti.
2005 Üç yıllık lise eğitimi dört yıla çıktı.
2006 Liselere Giriş Sınavı (LGS) yerine Ortaöğretim Kurumları Sınavı (OKS) geldi.
2007 OKS yerine üç aşamalı Seviye Belirleme Sınavı (SBS) geldi.
2009 Üniversite girişlerinde 1999’dan önce uygulanan sistem gibi yeniden iki aşamalı sınava geçildi.
2009 YÖK, ortaöğrenim başarı puanı ile çarpılacak katsayıyı 0,15 olarak belirledi.
2009 Danıştay   8'inci Daire’si,    farklı    statüde    bulunan    öğrencilerin    aynı    konumda değerlendirilmesinin anayasal eşitlik ilkesine aykırı olduğuna karar verdi.
2009 YÖK, ortaöğrenim başarı puanı ile çarpılacak katsayıyı, öğrencilerin alanları dışındaki yüksek öğretim branşlarını seçmeleri durumunda 0,13, alanları içindeki branşları seçme durumunda ise 0,15 olarak belirledi.
2010 Danıştay 8'inci Daire'si yürürlüğü durdurdu.
2010 YÖK katsayı farkını alan dışını seçenler için 0,12, kendi alanlarını seçenler için 0,15 olarak belirledi.
2010 Ortaöğretimde üç aşamalı kalktı yeniden tek sınava dönüldü.
2010 Düz lise olarak bilinen genel liselerin Anadolu lisesine dönüştürüldü. Artık meslek ve anadolu liseleri olmak üzere iki tip lise var.
2011 YÖK, ortaöğrenim başarı puanının 0,12 olarak belirlenen tek katsayıyla çarpılmasını kararlaştırdı.
2012 MEB'lığı, 5+3 şeklinde uygulanan 8 yıllık kesintisiz eğitimi 4+4+4 şeklinde 12 yıllık zorunlu eğitime çevirdi. İlk öğretim okulları; ilkokul, ortaokul, imam hatip ortaokulu olarak dönüştürüldü. 
2013 Ortaöğretime geçişte SBS kaldırıldı. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) adı verilen sistemde yedi sınav (Türkçe, Matematik, Din Kültürü, Fen ve Teknoloji, TC İnkilap Tarihi ve Atatürkçülük ile Yabancı Dil) yapılıyor. Sınav, eğitim yılı boyunca iki kez tekrarlanacak. En zor sorular ise Din Kültürü ???? ve Matematik.....
2013 Dershaneler kaldırılacak. Yol haritası netleştirilmeye çalışılıyor.
2013 Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği 'sil baştan' değişti. 
2013 ÖSYM  Başkanı  “Üniversiteye  giriş  sisteminin  yeniden şekillenmesi  gerekiyor.  ÖSYM olarak çoklu sınav sistemi üzerinde çalışıyoruz. Senede sadece tek YGS değil, birkaç defa yapılması üzerinde ve açık uçlu sorular sorulması üzerinde çalışıyoruz” dedi. 
Siyasi beklenti ve kaygılarla yap boza dönen eğitim sisteminin kurbanı hep öğrenciler. 
Yakın dönemde yapılan tüm sınavlarda bir sürü skandal ortaya çıktı, hala da çıkıyor.
Yeni sınav sistemindeki açık uçlu soruların, belli düşünceye sahip insanların tarzına uygun sorular olması ihtimalini akla getiriyor mu? 
Önceden endişeliydim, şimdi korkuyorum....
Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları 
Koruda karşılaştığım insanlara diğer örnek, park tipi doğa sever...
Ormancılık Mevzuatı, üç hektardan büyük ağaçlık alanlarda ağaçlandırma, bakım, onarım ve her türlü ağaç kesiminin amenajman planlarına göre yapılmasını hükmeder. Bu kapsamda; Validebağ  korusunun “önceden hazırlanmış esaslara uygun olarak işletilmesini içeren” Amenajman Planında belirtilen bazı hususları aşağıda belirttim.
  - Sit alanı içinde uygulanacak her türlü işlem için Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulundan izin alınmalıdır.
  - Koruda üzerinde hiç ağaç bulunmayan ya da ağaç miktarı tür ve yoğunluk açısından yetersiz bulunan alanlarda bitkilendirme yapılırken tür ve yoğunlukların neler olacağına dikkat edilmelidir. 
  - Ağaçlandırılacak boş alanların % 70'inde bitki örtüsünün düzensiz şekilli gruplar halinde olmasına özen gösterilmeli, alanın %30'luk bölümü yine “boş” olarak bırakılmalı, alanın yabanıl hayat fonksiyonu gören alanlara yakın kesimlerinde ise, boşluk oranı %50 ye kadar çıkarılmalıdır.
  - Yangın tehlikesini azaltmak amacıyla yol kenarlarında sıra şeklinde geniş yapraklı türler (meşe, kızılağaç , ıhlamur, akçaağaç gibi) dikilmelidir.   
  - İğne yapraklı türlerin (ardıç, çam, göknar, ladin, sedir, servi gibi) uzun periyotta (50-100 yıl) yapraklı türlere dönüştürülmelidir.
  - Panaromik fonksiyonu olan yerlerde (Manzara noktaları) boylu ağaç olan türler kullanılmamalıdır.
 - Hal böyleyken; "Ben koruda isteğim türdeki fidanı, isteğim yere dikerim" anlayışıyla ağaçlandırma yapamayız.
Doğa ile daha çok haşır neşir olmak için yeni patika yollar açamayız. Toprağın sıkışarak kelleşmesi; bitki oluşumunu engellemekte, yabani hayvanların yaşam alanı daraltmakta, ağaçların kurumasına sebep olmaktadır.
Manzarası çok güzel olan yerlere bank koyalım diyemeyiz. 
Fidan dikiminden önce, koruda görevli Milli Eğitim Bakanlığı Koordinatörü ile görüşerek; "fidan türü, dikim zamanı, dikim aralıkları, dikim yeri gibi konularda öneri/yönlendirme/müsaade almamızın yasal zorunluluk olduğunu unutamayız. 
Evcil hayvanlarla yaptığımız gezintilerde, beraberimizde poşet taşımayıp "Ya zaten burası doğa, dışkı toprağa karışıp gübre olur" diyemeyiz. Evcil hayvanların bağırsaklarında gelişen bazı solucan yumurtaları dışkı ile etrafa yayılırken; aynı zamanda hayvanların tüyleri arasına da girmektedir. Bunlar hayvanlarla temasta bulunun insanlara çeşitli yollardan bulaşarak enfeksiyona neden olmaktadır. 
Motosiklet, ATV aracı, model uçak gibi araçları kullanamayız. Meydana gelen gürültü; böcekler dahil tüm yabani hayvanların sinir sistemlerine zarar vermektedir. Yabani hayvanlar yüksek sesleri hayatlarını tehdit edici bir unsur olarak algıladığından dolayı bulunduğu ortamı terk etmektedir. 
Toplu faaliyetler (piknik, uçurtma şenliği, davullu, zurnalı eğlenceler gibi) yapamayız.
Sonuç olarak; validebağ korusunun park değil, orman olduğunu unutmamalıyız.
Saygılarımla

7 Aralık 2013 Cumartesi

Paylaşım Ekonomisi ve Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları

Paylaşım Ekonomisi 
Araç paylaşım sistemi, hem çevre dostu hem de trafikteki araç yükünü azaltmaya katkı sağlıyor. 
Aynı güzergâhı aynı saatlerde kullanan sürücü ve yolcuları, yolyola.com portalı üzerinden tanıştırıp, iletişime geçmelerine olanak sağlayarak, büyük şehirlerimizdeki trafik problemi çözümüne bir alternatif sunuyor.
"Yolların boşalması için önce arabaların dolması lazım" sloganıyla yola çıkan portal, bu kemikleşmiş trafik problemi çözmek için atılmış önemli adımlardan biri. Ayrıca, yılda 1000 aracın trafiğe çıkmamasının "400 bin ağacın temizleyebileceği hava kirliliğini ortadan kaldırması " demek olduğunu da unutmamak gerek. 
Yolyola.com'a üye olmak için Facebook dışında bir yol yok. Facebook hesabına bakıp, güvenilir bulduğunuz müstakbel yol arkadaşını, 10 saniyelik kayıttan sonra seçebiliyorsunuz. 
Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları 
Koruda karşılaştığım insanlara diğer bir örnek hayvan sever insan tipi
Koruda çok fazla başıboş köpek var. Yuvaları Validebağ Öğretmenler Hastanesinin ve Validebağ Sitesindeki 75.Yüzyıl Belediye Parkının civarı... Bölgelerinden geçen insanları bazen tehdit olarak algıladıklarından saldırıyorlar. Bu konuda koruda gezen insanlardan şikayetler duyuyordum. Hatta bacağı ısırılan bir bayanla tanıştım. 
Bir hayvan sever olarak, belediye'ye korudaki 25-30 adet arasındaki köpeğin kısırlaştırılması ve aşılarının yapılması için müracaat ettim. Beni kısa bir süre sonra bir veteriner arayarak "rehabilitasyon faaliyetlerinde bulunmak için daha önce de girişimde bulunduklarını ancak köpeklerin çalılık bölgelerde yuva yaptıklarını, dolayısıyla köpekleri yakalayamadıklarını" ifade etti. Israrım üzerine 75.Yüzyıl Belediye Parkında buluşmak üzere sözleştik.
Parkta gelen görevlilerle daha yeni konuşmaya başlamıştık ki arkamızdan iki hayvan server "Yine köpekleri öldürmeye mi geldiniz?" diyerek bizi azarlamaya başladı. Neye uğradığımı anlamadım. Meğerse buradaki hayvan severlerle belediye görevlileri arasında daha önce anlaşmazlıklar olmuş.
Ben, ne yapabiliriz diye çare bulmaya çalışırken; hayvan severlerin dikensi söylemleri ve "Köpekten korkan koruya gelmesin" yaklaşımı yüzünden görevliler parktan ayrıldı.
Halbuki bu parkta köpekler yakın zamanda iki çocuğa da saldırmış. Artık civarda yürüyüş yapan bir kısım insan ellerinde sopa taşıyor... Bu arada köpekler üremeye devam ediyor...
Söz konusu hayvan severler, köpeklerin sayıları kaç olunca belediye ile işbirliği yapacaklar merak ediyorum.
Saygılarımla

6 Aralık 2013 Cuma

GDO'lu Ürünler ve Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları

GDO'lu Ürünler 
Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) deniyor.
GDO'lar insan sağlığı ve çevreye ciddi zararlar verebilecek tehlikeli bir deney.
800'den fazla GDO'lu ürün tüketiyoruz, ama hangilerinin GDO'lu olduğunu bilmiyoruz. GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen süt, peynir, yumurta, et gibi temel besinler ne yazık ki doğrudan soframıza geliyor. Üstelik etimizin, sütümüzün, yumurtalarımızın etiketlerinde hayvanların GDO’lu yem ile beslenmiş olduğuna dair hiçbir uyarı yok.
Halkımızın hem tercih hakkı, hem de güvenle beslenme hakkı elinden alınıyor. Üstelik bu durum yasalara da aykırı. Çünkü yasa, tüketicilerin tercih hakkının ortadan kalktığı durumlarda GDO’ların ithalatına izin verilmeyeceğini söylüyor.
Çevre örgütü Greenpeace’in Temmuz 2012'de başlattığı ‘Yemezler’ kampanyası ve gıda sektörünün önde gelen kuruluşlarının karşı çıkmasıyla GDO’lu ürün ithalatına kapı açacak başvuru geri çekildi. Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF), 29 GDO'lu ürünün gıda üretiminde kullanılması için yaptığı başvurudan vazgeçti.
Şimdi de benzer bir başarı elde edilebilir. Nasıl ki sigara ve alkol ürünlerinde "sağlığa zararlı olduklarına dair" etiket yapıştırılıyorsa, GDO'lu ürünlerede "Ürünün GDO'lu olduğuna dair" etiket yapıştırılmasının sağlanmasını talep edelim.
Bunun için aşağıda belirtilen linkdeki formu doldurarak, GDO'lara dur diyelim. Seçmek özgürlüktür.
Validebağ Korusunda İnsan Manzaraları 
Koru'da, Ağustos-Eylül-Ekim döneminde bireysel olarak çevre düzenlemesi etkinliğinde bulundum. Bu zaman zarfında bizlerin doğadaki ilişkilerin tümüne bütüncül bir yaklaşım içinde bakamadığımızı anladım.  Halbuki doğada bir etki, çoğu zaman birden fazla tepki meydana getiriyor. 
Bu sebeple koruda karşılaştığım insanların çevre anlayışından bahsetmek istiyorum. İşe önce kendi özeleştirimi yaparak başlıyorum. Duygusal insan tipi
Koru'da; fidan dikimi, çöp toplama, fidanların su çukurlarının açılması, fidanların tahta kazıklara sabitlenmesi, bilgilendirme panosu yapılması, yangına sebebiyet verebilecek yabani otların biçilmesi/ biçilen otların atılması, güzergâh dışı patika yolların azaltılması, fidanların sulanması gibi faaliyetlerde bulundum.
Gösterdiğim çaba ve iyi niyetli girişimlerim Validebağ Korusundan istifade eden insanların çoğunun taktirini kazandı. Bana gösterilen teveccüh arttıkça kibirlenmeye başladım. Sanki seçimlerde Acıbadem Muhtarlığına aday olsam seçilirmişim duygusuna kapıldım.
Çalışmalarımın hacmini genişleterek; yukarıda bahsettiğim işlerden bazısını Komşu İlçe Belediyelerin Park Bahçeler Müdürlüğü, Temizlik İşleri Müdürlüğü ve Fen İşleri Müdürlüğü ile işbirliği yaparak hallettim. Ancak, belediyeler ile ilgili yürüttüğüm faaliyetlerde; Validebağ Korusundan sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı Koordinatörü'nün onayını ve Validebağ Gönüllüler Derneği'nin desteğini almadan yaptığım için hata yaptım.
Nitekim Validebağ Korusundaki [Ana yürüyüş yolunun yağmur yağdığı zaman sürekli çamur olan yaklaşık 50 metrelik kısmının rehabilite edilmesi (su birikmemesi için; yola eğim verilmesi, yolun kenarına su kanalı açılması, yolun altına civarda mevcut 4 adet beton borunun döşenmesi)] çalışma için belediyeye müracaat ettiğimde şikayetlere neden oldu. 
Şikayetin konusu, canı isteyen herkesin benim yaptığım gibi koru ile ilgili tasarruflarda bulunmasının doğru olmadığı merkezinde idi. Şikayet haklı, ben haksızdım. Bu konuda niyetimin iyi olması yeterli değildi. Duygusal davrandığımı bilerek, korudaki fiziksel olarak yaptığım çalışmaları bitirdim.
Saygılarımla

4 Aralık 2013 Çarşamba

Ülkemizin İklim Değişikliği Performansı ve Validebağ Korusunun Küresel İklim Değişikliğine Etkisi

Ülkemizin İklim Değişikliği Performansı 
Küresel iklim değişikliği; fosil yakıtların kullanımı, arazi kullanımı değişiklikleri "*", ormansızlaştırma ve sanayi süreçleri gibi insan etkinlikleriyle atmosfere salınan sera gazı birikimlerindeki hızlı artışın doğal sera etkisini kuvvetlendirmesi sonucunda Yerkürenin ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı ve iklimde oluşan değişiklikleri ifade etmektedir. 
Bu kapsamda; Germanwatch adındaki bir düşünce kuruluşu, her sene sonunda atmosfere en fazla karbondioksit salan ülkelerin iklim değişikliği performanslarını değerlendirildiği bir rapor yayımlıyor. Raporda, ülkemiz geçen seneki “çok kötü” notunu bu sene de korumuş. Yani 61 ülke arasında 54. sırada bulunuyoruz. 
Bu listede; gelişmiş ülkelerdeki sera gazı salımları azalmaya devam ederken, bizimle birlikte gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alan Meksika 20., Hindistan 30., Brezilya 36., Çin 46. sırada yer buluyor. 
Bilim insanları, küresel ölçekte ortalama 4 ton olan kişi başına sera gazı salım miktarını 2 tona indirmediğimiz takdirde iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerinin önüne geçmek için çok geç kalacağımızı belirtiyorlar. Ancak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)'nun 2011 yılı verilerine baktığımızda, Türkiye’de kişi başına sera gazı salım miktarının 5,7 tona ulaştığını görüyoruz. 
Türkiye iklim değişikliği ile mücadele etmek yerine iklim değişikliğine sebep olmaya devam ediyor. 
"*" İstanbul'un su havzalarındaki kamu arazilerinin işgalleri arazi kullanım değişikliklerine güzel örnektir. TEM ve Boğaz Köprüsü’nün bu değişime olumsuz katkısı büyük olmuştur. Aynı etkinin 3.Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu projesi ve Kanal İstanbul ile artarak devam edeceği artık herkesin malumudur. 
Validebağ Korusunun Küresel İklim Değişikliğine Etkisi 
Koru arazisi 1927 yılından itibaren; 780 dönüm'den 354 dönüme kadar inerek "arazi kullanım değişikliği konusunda" üstüne düşeni fazlasıyla yapmıştır. 
Saygılarımla

İstanbul'da Orman Kaybı ve Validebağ Korusunun Kısa Tarihi

İstanbul'da Orman Kaybı 
Google Earth, 2000 ile 2012 yılları arasını kapsayan dünyanın ilk orman kaybı haritasını yayınladı. İstanbul’daki kapsamlı ormanlık alan kayıpları dikkat çekici. Ancak problem, bu kayıpların yangınlardan değil çevrenin tahribatından kaynaklanmış olması. 
İstanbul ilindeki orman arazilerinin yüzölçümü; 240,960 hektarlık kısmı ağaçlık ve 294,299 hektarlık kısmı da açıklık olmak üzere toplam 535,259 hektardır. Ağaçlıklı alanın yaklaşık 60 bin hektarlık kısmı; kara yolları, enerji nakil hatları, kanunsuz yapılaşma gibi nedenlerle orman özelliğini kaybetmiştir. 
Bu sebeple; 2020 olimpiyatlarının İstanbul'da yapılmamış olmasını "kayıp değil kazanç" diye düşünenlerdenim. Niye mi?
Erzurum'da, 2011'de yapılan Üniversitelerarası Kış Olimpiyatları kapsamında atlama kulesinin yapılacağı Kiremitlik Tabya civarındaki çok sayıda yeşil çam ağacı kesilerek,ağaç katliamı yapılmıştı. Hatırlayalım lütfen...
Validebağ Korusunun Kısa Tarihi
1853 Sultan Abdülaziz kız kardeşi Adile Sultan adına Adile Sultan Kasrı yaptırır. Adile Sultan Kasrı cumhuriyetin ilk yıllarında yetimler yurdu olarak kullanılır.
1928 Bugün huzurevi olarak kullanılan 60 yataklı Mustafa Necati Bey Prevantoryumu hizmete açılır.
1939 Senatoryum açılır.
1954 İhsan Mermerci Çocuk Prevantoryumu hizmete açılır.
1973 Öğretmenler Hastanesi açılır.
1974 Validebağ Sağlık Meslek Lisesi kurulur.
1976 Validebağ Korusu’nun alanı 354.076 m2’dir.
1980 Validebağ Korusu içinde bu yıla kadar kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve gelir elde etmek amacıyla tavuk, inek beslenerek, meyve-sebze yetiştirilerek ve 1970’li yıllarda ekin ekilerek, harman yapılır. Hatta cumhuriyet öncesinde Mustağbey armutları ilk kez bu arazide geliştirilip, yetiştirilir. 
1980 “Hastane alanında inek mi yetiştirilirmiş?” gerekçesiyle döner sermaye ortadan kaldırılır ve bundan sonra arazi sahipsiz ve bakımsız kalır.
1980 Nazım planlarda yeşil alan olarak görülen ve kamulaştırılarak Öğretmenler Evi Hastanesi alanına dahil edilmesi gereken alanda plan değişiklikleri yapılarak bugünkü Validebağ Sitesi inşa edilir.
1986 Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Validebağ Korusunun 50 dönümlük kısmının, yani 3M Çamlıca konaklarına sınır olan leyleklerin konakladığı ağaçsız yamacın Marmara Üniversitesine tahsisine olur verilir. Oysa ki, 1970’li yıllarda Doğal Hayatı Koruma çalışmaları çerçevesinde bir sürü doğal varlıklar gibi leylekler de soyu tehlike altında olan varlıklar kategorisine alınmıştı.
1990 Haydarpaşa Lisesi açılır.
1997 Üsküdar Belediyesinin bu alan üzerinde yapılaşma girişimleri mahkeme kararıyla durdurulur.
1998 Haydarpaşa Lisesi bir futbol sahası büyüklüğündeki alanda hafriyat yapar ve doğal faunayı tamamen yok eder.
1998 Milli Eğitim Bakanlığınca eski ahırların bulunduğu alana izci evi inşa edilir. Kullanılmayan üst giriş kapısından bu eve parke taşları döşenerek, araba geçiş yolu yapılır.
1998 Acıbadem, Koşuyolu, Altunizade ve Barbaros mahalleleri sakinlerinden oluşan bir gönüllü grubu geniş katılımlı bir toplantı yapar. Büyükşehir Belediyesine topluca olarak gidilerek 6000 dilekçe elden verilir.
1998 Üsküdar Belediye Meclisi'nin 73 sayılı kararıyla Büyükşehir Belediyesinin yaptığı plan değişiklikleri 1/1000 ölçekli planlara işlenir ve altına “Kamuya terki yapılacak alanların-12.000 m2’lik kısım-terki yapılmadan hiçbir uygulama yapılamaz.” plan notu düşülür.
1998 Üç No.lu Koruma Kurulu Raportörü Validebağ Korusunu yerinde görür ve Abdulaziz Av Köşkünün dış yüzeyinin yağlıboya ile boyandığını, parke taşlı yolun helikopter pistine benzer bir alanla sonlandığını ve Haydarpaşa Lisesi’nin yapmış olduğu hafriyatı yerinde tespit eder.
1999 Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından I. derece tarihi ve doğal SİT alanı ilan edilir.
1999 Kocaeli depreminden sonra binlerce İstanbullu çadırlar kurarak buraya sığınır.
2006 Koruma Kurulu’nun bilgi ve onayı olmaksızın "tinerci yatağı olduğu" gerekçesiyle İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile Üsküdar Belediyesi arasında yapılan protokol ile korunun kullanımı on yıl süre ile Üsküdar Belediyesi’ne verilir.
2006 Darüşşaka buraya bir hastaneye kurmak ister, ancak yıllarca belediye arsaya imar izni vermez. Taşyapı İnşaat Validebağ Korusu’ndaki Darüşşafaka’ya ait 18 dönümlük arsayı satın alır. 
2006 Taşyapı, arsayı satın aldıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden imar değişikliği ister. Darüşşafaka’ya hastane için imar izni vermeyen belediye, Taşyapı’nın istediği imar değişikliğini yapar ve şirkete gökdelen kurma izni verilir.
2006 Validebağ Gönüllüler Derneği, yetki gaspı yapıldığı iddiasıyla Bölge İdare Mahkemesi’ne yürütmenin durdurulması ve imar planının iptali istemiyle dava açar. Mimarlar Odası, Şehir Plancılar Odası da bu davaya müdahil olur. Ayrıca Büyükşehir Belediyesi’ne de planların iptali için başvurulur, ancak dava “geç açıldığı gerekçesiyle” reddedilir.
2008 Protokol aleyhine açılan davada yürütmenin durdurulması kararı verilmiş olmasına rağmen, Üsküdar Belediyesi korudan çekilmez.
2009 Atletizm Federasyonu’nca düzenlenen Balkan Masterler Kros Koşusu burada yapılır. Ancak bunun için koruya dozerler ve kamyonlar sokulmuş, korunun doğal dokusunu tahrip edecek eylemlere girişilir. 
2013 İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü ile Üsküdar Belediyesi arasında yapılan protokol biter.
2013 Koru ile ilgili faaliyetler Milli Eğitim Bakanlığı'nın atadığı koordinatör vasıtası ile yürütülmeye başlanır.
1927-2013 780 dönüm olan koru arazisi parçalana parçalana 354 dönüme kadar inmiştir.

28 Kasım 2013 Perşembe

Dünyanın Sayılı Ülkelerinden "Türkiye" ve Validebağ Korusunun Kuş Türleri

Dünyanın Sayılı Ülkelerinden "Türkiye" 
Dünyadaki trafik kazası kaynaklı ölümlerin yarısı, on ülkede meydana geliyormuş. Bunlardan birisi de malum olduğu üzere Türkiye...
Trafik kazalarının;
Küçük yaşlardan itibaren alınması gereken trafik eğitiminin eksikliğinden,
İlk yardım bilgisinin eksikliğinden, kaza alanında uygun ilk yardımın yapılmamasından ve
Hoşgörü ile saygıdan yoksun iletişimden kaynaklandığı tespit edilmiş.
İlginç olan, söz konusu kazaların önemli bir bölümünün tek aracın yaptığı kazalardan meydana gelmesi. İkinci sırada aynı yönde giden iki aracın yaptığı kazalar var. Zıt yönlü iki aracın çarpışması ise beklenenin aksine çok daha az sayıda.
Demek ki herkes kendi yolunu kendisi buluyor.
Demek ki trafikteki araçlarda, saldım çayıra mevlam kayıra durumu var
Validebağ Korusunun Kuş Türleri 
Koru, göçmen kuşların (toplam 112 tür) ilkbahar ve sonbahar aylarında beslenmek ve dinlenmek için kullandıkları önemli bir alandır. 
Koruyu üreme alanı olarak kullanan 24 kuş türü aşağıda belirtilmiştir.
*  Y: Yerli-Tüm yıl mevcut. Ü: Alanda ürüyor.  YG: Yaz göçmeni-Sadece yazın görülebilir.
Saygılarımla

23 Kasım 2013 Cumartesi

Validebağ Korusu Hakkında Bilgi Paylaşımı

İstanbul'un Anadolu yakasının ikinci büyük ve hala yok edemediğimiz bir kent ormanı olması çok güzel...
Kuş cıvıltıları eşliğinde;  ayva, incir, armut, çam, akağaç, köknar, sedir, ıhlamur defne gibi çeşit çeşit ağaçlar ve  meşe palamutları arasında vakit geçirmek çok keyifli...
Ancak; yaklaşık bir yıldan beri hemen her gün düzenli olarak yürüyüş yaptığım koru hakkında, insanların yeterli bilgiye sahip olmadığını tespit ettim. Bu sebeple, koru ile ilgili edindiğim bilgileri ve çevre duyarlılığı ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 
Validebağ Korusu;
Yaklaşık 354.076m2 yüzölçümü ile Anadolu yakasının ikinci büyük yeşil alanıdır. Birinci büyük alan 800.000m2 ile Karaca Ahmet Mezarlığı’dır.
"Kent Ormanı" statüsündedir.
İstanbul üç No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararıyla; 1996 yılında "Birinci Derece Sit Alanı", 1999 yılında ise "Doğal Sit Alanı" olarak ilan edilmiştir.
Yaşları 15 ila 400 yıl arasında değişen yaklaşık 25 (yaklaşık 4.000 adet) tür ağaç/ağaççık ile çok sayıda bitki türü bulunduğu değerlendirilmektedir.
13 adet anıt ağaç ile 310 adet korunmaya değer tek ağaç bulunmaktadır. Bunların arasında sayıları giderek azalan sakız ağaçları da mevcuttur.
Ayrıca koruda 112 tür kuş (göçmen ve koruda üreyen) ve sincap, kirpi, yılan gibi yabani hayvan varlığı gözlenmektedir.
Mülkiyeti Hazine’ye, tasarruf hakkı Milli Eğitim Bakanlığı’na aittir.
Saygılarımla